ayşe çoban
-
dün doğumgünüsü olan vatandaş.
üniversitede aynı sınıftaydık ama kırk yılda bir konuşurduk, daha doğrusu o konuşurdu, bana pek fırsat vermezdi (hala öyle). ayşe denince 4 yıllık üniversiteden aklımda kalan tek olay ise şudur: final haftasındayız, önemli ve zor bi dersin sınavına girmemize 15 dakika falan var, ayakta bekliyor ve bilgilerimizi gözden geçirip son tekrar yapıyoruz, günlerden 8 0cak. işte o an ayşe girdi kapıdan, yanımıza geldi, bi beş dakika falan durup etrafını izledi sonra da dedi ki "ay bugün benim doğumgünüm yaaaaa sınava mınava giremem ben gezmeye gidiyorum". üniversite hayatımın ilk şokunu o an yaşadım. benim için sınavlar hastalıktan ölsen dahi, iki elin kanda olsa bile girmen ve geçmen gereken şeylerdi üniversitede. büte sınavım kalacak diye korkudan ölürdüm, ki kalmadı da. "buraya kadar gelmişsin sınava gir de öyle git" dediysek de dinletemedik, işte bu kız sırf canı o an sınava girmek istemedi diye, sırf doğumgünüsü diye, gözlerimizin önünde çekti gitti. biz de sınava girdik. :)
mezun olduk, kpss'ye girdik, atandık, birbirimize hangi okula atandığımızı sorduk ve o zaman öğrendik ki aynı okula atanmışız. 4 yıl sınıf arkadaşlığından sonra 2 yıl da meslektaş olarak her gün çektim ben bu kızı. yetmedi, aynı anda aynı okulda yüksek lisansa da başladık, hem çalıştığımız okulda hem de üniversitede yine birlikteydik. çalıştığım okulu değiştirdim de biraz nefes alabildim, gerçi yine de düşmedi yakamdan.
şaka bi tarafa hayatımda tanıdığım en farklı, en tuhaf, en doğal, en delidolu insanlardan biridir. herkesin hayatına bi tane lazım bizim ayşe gibi. iyi ki doğmuş.
tümünü gör